YAŞAYAN MİRAS ŞÖLENİ KÜTAHYA’DA NEDEN BEKLENEN İLGİYİ GÖRMEDİ ?
Etkinlik yapmak yetmez, kenti o etkinliğe ortak etmek gerekir…
Kütahya, geçtiğimiz hafta sonu üç gün boyunca Yaşayan Miras Şöleni’ne ev sahipliği yaptı.
Kentin farklı noktalarında kültür, sanat ve müzik etkinlikleri düzenlendi. Konserler gerçekleştirildi, çeşitli sanat faaliyetleri vatandaşlarla buluşturuldu.
Elbette böyle organizasyonların Kütahya’da yapılmasını önemsiyoruz.
Çünkü kültür ve sanat, bir şehrin sosyal hayatının olmazsa olmazlarından biridir.
Ancak bir gazeteci gözüyle, yıllardır Kütahya’nın sosyal ve kültürel hayatını takip eden biri olarak bazı soruları da sormak gerekiyor.
Bu etkinlik neden Kütahya halkında beklenen karşılığı bulmadı?
Üç gün süren organizasyona baktığımızda, vatandaşın ilgisinin beklentilerin oldukça altında kaldığını gördük.
Meydanlarda beklenen kalabalıklar oluşmadı.
Etkinliklerin önemli bir bölümü dar bir çerçevede kaldı.
Ve en önemlisi, Kütahya halkının büyük bir bölümünün bu organizasyondan yeterince haberdar olmadığı izlenimi oluştu.
Burada en önemli başlıklardan biri tanıtım ve iletişim eksikliği.
Bir etkinlik ne kadar kaliteli olursa olsun, vatandaş bilmiyorsa, duymazsa, görmezse o etkinliğin geniş kitlelere ulaşmasını bekleyemeyiz.
Şehrin dört bir yanında günler öncesinden etkinliğin duyurulması, sosyal medya çalışmalarının artırılması, billboardlardan yerel basına kadar bütün iletişim kanallarının daha etkin kullanılması gerekirdi.
Çünkü artık sadece etkinliği yapmak yetmiyor.
İnsanları etkinliğe davet etmek gerekiyor.
Bir diğer konu ise sanatçı ve etkinlik seçimleri.
Burada da Kütahya’nın beklentilerinin daha iyi analiz edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Sanatçı seçerken yalnızca bir ismin sahneye çıkması değil, o ismin Kütahya’da karşılığının ne olduğu da hesaplanmalı.
Şehrin demografisi, gençlerin beklentileri, ailelerin ilgisi ve Kütahya’nın kültürel yapısı birlikte değerlendirilerek daha geniş kitleleri buluşturacak bir program hazırlanabilir.
Nitekim bundan yaklaşık üç ay önce gerçekleştirilen Germiyan Festivali, bu konuda önemli bir örnek olarak karşımızda duruyor.
Germiyan Festivali’nin gördüğü ilgiyle Yaşayan Miras Şöleni’ni yan yana koyduğumuzda arada ciddi bir fark olduğunu görmek mümkün.
Bu kıyaslamayı etkinlikleri kötülemek için yapmıyorum.
Tam tersine…
Kütahya daha iyisini yapabilir demek için yapıyorum.
Çünkü Kütahya’nın buna ihtiyacı var.
Hatta fazlasıyla ihtiyacı var.
Yaklaşık üç yıldır Kütahya Belediyesi kültür ve sanat etkinlikleri konusunda sınıfta kalıyor, ciddi bir durağanlık yaşandığını düşünüyorum.
Yapılan etkinliklerin önemli bir kısmı küçük çaplı kalıyor.
Oysa Kütahya; tarihiyle, kültürüyle, sanatıyla, gelenekleriyle ve yetiştirdiği değerlerle çok daha büyük organizasyonları hak eden bir şehir.
Kütahya insanı konser de ister.
Tiyatro da ister.
Söyleşi de ister.
Festival de ister.
Çocuklara, gençlere ve ailelere yönelik kültür-sanat organizasyonları da ister.
Hem de bunların daha sık yapılmasını ister.
Fakat burada çok önemli bir ayrıntı var:
Etkinlik olsun diye etkinlik yapılmamalı.
Etkinliğin bir ruhu olmalı.
Bir hedefi olmalı.
Şehrin insanını içine çekmeli.
Vatandaş kendisini o organizasyonun sadece izleyicisi değil, bir parçası olarak hissetmeli.
Yaşayan Miras Şöleni’nin adı bile aslında bize çok şey anlatıyor.
Yaşayan miras nedir?
Bu şehrin insanıdır.
Bu şehrin sanatçısıdır.
El sanatlarıdır.
Çinisidir.
Yöresel kültürüdür.
Müziğidir.
Gelenekleridir.
Ve elbette gençleridir.
Dolayısıyla böyle bir organizasyonda Kütahya’nın kendi değerlerinin daha fazla öne çıkarılması, vatandaşın etkinliğe daha güçlü şekilde dahil edilmesi büyük önem taşıyor.
Eleştirmek kolaydır.
Asıl mesele, eleştirinin arkasından çözüm önerebilmektir.
Bizim söylediğimiz de tam olarak budur:
Bu tür etkinlikler devam etsin.
Ama daha güçlü olsun.
Daha iyi tanıtılsın.
Daha geniş kitlelere ulaşılsın.
Sanatçı seçimleri daha doğru yapılsın.
Program daha önceden açıklansın.
Kentin yerel dinamikleri sürece daha fazla dahil edilsin.
Ve en önemlisi, Kütahya halkı etkinlikten haftalar öncesinden haberdar olsun.
Çünkü Kütahya kültür ve sanat konusunda boş bir şehir değil.
Tam tersine, çok güçlü bir potansiyele sahip.
Yeter ki bu potansiyel doğru değerlendirilsin.
Yeter ki organizasyonlar masa başında değil, Kütahya’nın nabzı tutularak hazırlansın.
Biz, Kütahya’da daha fazla kültür ve sanat etkinliği görmek istiyoruz.
Daha fazla konser, daha fazla festival, daha fazla tiyatro, daha fazla sanat organizasyonu istiyoruz.
Ama sadece sayıların artmasını değil, kalitenin de artmasını istiyoruz.
Çünkü Kütahya bunu hak ediyor.
Ve belki de en önemlisi…
Kütahya halkı, kendisine sunulan etkinliğin değil; Kendisinin içinde olduğu etkinliğin peşinden gider.
Önümüzdeki organizasyonlarda bu eleştirilerin dikkate alınması ve Yaşayan Miras Şöleni gibi değerli projelerin çok daha geniş kitlelere ulaşması dileğiyle…
Etkinlikler devam etsin.
Ama daha güçlü, daha kapsamlı, daha iyi tanıtılmış ve Kütahya halkıyla daha fazla bütünleşmiş şekilde…
Çünkü biz Kütahya’da kültür ve sanatın susmasını değil, daha gür konuşmasını istiyoruz…