Vazoyla Moloz
Bakıyorsun aynaya.
Altındaki araba son model,
Üstündeki ceket İtalyan kesim.
Sanıyorsun ki o parıltı seni "kalite" yapıyor.
Hadi ordan,
Git az ötede oyna…
Burası Kütahya.
Bu toprağın altında bin yıllık onurlu hayatlar var.
Senin o lüks mekanlarda sosyal medyada sergilediğin yapay "havan" var ya,
Çini ustasının fırın karşısında döktüğü alın terinin karşısında,
Pul kadar değeri yok...
O ateşi,
Yeni mahalledeki eski kuyu fırınlarında on iki yaşımda gördüm ben...
Sen hiç o çamurun, o soğuk ve ruhsuz toprağın nasıl olup da bin derecelik ateşin içinde dile gelip sanata dönüştüğünü gördün mü?
Görmedin.
Çünkü senin kaliten, kredi kartının limitinde biter…
Bu şehrin gerçek çocuklarının kalitesi,
O ateşin içinde çatlamadan,
Bozulmadan, rengini kaybetmeden durabilen sabırdır…
Toprak aynı topraktır.
Ama birinden "vazo" çıkar,
Diğerinden "moloz."
Sen nesin ?
Organize sanayimize bakıyorum.
Her bir baca farklı tütüyor.
Kimi eğri kimi doğru…
Bacalar tütüyor.
Çarklar dönüyor.
Dönüyor da nasıl dönüyor.
Bu yoksul topraklarda binlerce işçi, o tozun toprağın içinde bir "değer" üretmek için ömür çürütüyor.
Kütahya’nın çinisindeki o "mavi", sadece bir boya değildir…
O; sabırdır, emektir, ahlaktır.
Eğer bir insanın karakterinde o "çini ahlakı" yoksa...
İstediği kadar parlasın,
İlk soğukta çatlar…
İstediği kadar pahalı olsun,
İçindeki boşluk sırıtır.
Bakıver, küçücük atölyelerde, havasız bodrum katlarında çalışan şu ustalara...
Elleri nasırlı, üstü başı toz içinde.
Otur dinle.
Üstatların her sözü “ kalite”
Çünkü o, ateşin içinden geçti.
Çünkü o, emeğin ne olduğunu biliyor.
Ya sen?
Sen hangi ateşte piştin?
Hangi zorluğa göğüs gerdin,
"Kaliteliyim" diye ortalıkta geziyorsun?
Kütahya’nın porseleni gibi beyaz olmak yetmez mübarek.
Eski porselen işçileri çok iyi bilir.
Önemli olan, o beyazlığın içindeki o sarsılmaz sertliktir.
Zorluklarla mücadele etmek,
Darbelere karşı durabilmektir.
Beynini kiraya vermemektir.
Kimliğini satmamaktır.
Unutma,
En pahalı çiniyi alsan,
İçindeki yemek haramsa o tabak kirlidir.
En büyük fabrikayı kursan,
İşçinin ücretini, kıdem tazminatını ödemiyorsan, hakkını yiyorsan, batar gidersin…
En şık elbiseyi giysen,
Ruhun kofsa o kumaş paçavradır.
Kalite,
Tornadan çıkan pürüzsüz yüzeyde değil,
O tornayı çeviren "bilektedir."
Alın terindedir.
Helal lokmadadır…
Bu kadim şehir
Hiçbir zaman emeksiz yemeği,
Samimiyetsizliği,
Sahteliği sevmedi.
Sevmeyecektir…
Kusura bakmayın,
Ateşten korkan,
Kütahya’nın çamuruna elini sürmesin…