Bir türlü şehrin düğümünü kimsenin çözeceğine inanmıyorum.

Ballı börekli kahvaltılar,

Karşılıklı ziyaretler, masallar masallar...

Birbirimizi ziyaret ettik,

Çalgılı çengili gezekler düzenledik çok mutlu olduk.

Kenti modernleştirdik.

Az gittik uz gittik.

Döndük dolaştık,

Bir baktık,

Çok şükür,

Bıraktığınız yerdeyiz.

* * *

Gordion düğümü,

Bizden yıllar evvel bu öksüz topraklarda yaşayan Frigya Kralı Gordios'un,

Karmaşık arabasını tapınağa bağlayan, çözülmesi imkansız kabul edilen efsanevi bir düğümdür.

Düğümü çözen kişinin Asya'nın ve dünyanın hakimi olacağına inanılırdı.

Büyük İskender MÖ 334'te düğümü kılıcıyla keserek çözdü…

Bugün rahmetli İskender amcamızı değme organizatörler kasabamıza getiremeyeceğine göre, düğümü çözemeyiz.

İşimiz zor…

Benim kasabamda,

Haftanın tek Cuma günü camiye gelip,

Cemaatin tepesinden hoplayıp,

Yer olmadığı halde “ön safta görüneyim” diyen okumuş meczuplarla dolu...

Utanmasalar “ Ön saftan bana yer ayır hocam ” diye bağıracaklar…

Dün,

Doksanlı yılların sonunda,

Rüzgar farklı eserken, aynı etkin ve yetkili kişilere sakilik yapıp,

“ - Haşmet Vahap’ları, beyaz sütünüzün yanında etiniz az pişmiş mi çok pişmiş mi olsun efendim. Akşamki mezeler hazır ” diyenleri,

Bu şehrin fakir çocukları unutmadı…

Herkes birbirinin cemaziyel evvelini çok iyi bilir.

Dün kaydıraktan kayanlar bugün Ebu Müslim oldular elhamdülillah…

Bugün,
En çok konuşanlar en doğruyu söyleyenler değil, en iyi saklayanlar…

Bu topraklarda,

Kimse kimseye güvenmiyor artık.

Çünkü ölçü kaymıştır.

İbadet, ahlakın yerine geçirilmiştir.
Görüntü, gerçeğin önüne geçmiştir.
Riya paçalardan akmaktadır.

Hakikat sessizdir.

Bir insanın değeri, büyük laflar konuşmasıyla, alnının yere değme sayısıyla ölçülmez.
Bir insanın değeri, başkasının hakkına ne kadar dokunmadığıyla ölçülür.

Kul hakkına ne kadar dikkat ettiği ile ölçülür…

Ama biz ne yaptık?

Kul hakkıyla huzura çıktık, dua ettik…

Mirası kafamıza göre böldük.

Damdan dama atladık.

Adil olmadık,
Sonra secdeye vardık.
Ve sandık ki bir tuşla silinecek.

Silmez….

Hiçbir ibadet, bile isteye yapılan bir haksızlığı temize çıkarmaz.

Elbiseniz temiz olsa bile,
Hiçbir söz,

Kirli bir kazancı aklamaz…

Çünkü inanç, bir kalkan değildir.
Sorumluluktur…

İnsanlar, görünerek kurtulacaklarını sanıyor.
Oysa görünmek kolaydır.
Zor olan, gerçekten olmaktır.

Seni kimsenin görmediğini sandığında nasıl davrandığın önemlidir.

9 yaşındaydım.

Hiç okul görmemiş,

Kurtuluş Savaşını görüp yaşamış 90 yaşındaki Rahmetli Topçu Fatma ninem,

“ Oğul, kişinin edebi kimse yokken meydana çıkar” demişti…

Biz “ İlla edep, illa edep’i unuttuk...

Bir makamdasın…
Bir yetkin var…
Bir karar veriyorsun…

Gerçeğin kararınla başlar.

Adilsen, edepliysen kıymetlisindir.

Eğer adilsen, sessizce büyürsün…
Eğer değilsen, ne kadar bağırırsan bağır,

Soytarılarının menfaati bittiği an,

Önce onlar terk eder seni.

İçten içe çürürsün…

Toplumlarda sonuç değişmez.

Eğer liyakati kaybederse, çöküş başlar.
Eğer ahlakı kaybederse, çürüme hızlanır.
Ve eğer inancı araç haline getirirse,
Artık hiçbir nesne eski düzeninde kalmaz.

İlahiyatçı arkadaşlar çok iyi bilirler.

Konu din değildir.
Konu, dini sizin nasıl yaşadığınızdır…

Senin ahlakın, ya da ahlaksızlığındır önemli olan…

İnsan,

Döneme göre, mevsime göre, esen rüzgarlara göre değişik boy ve ebatta maskeler takabilir,

Bir süre bir dönem,

Eşini dostunu arkadaşını kandırabilir.
Toplumu da bir süre kandırabilir.

Kandırdığını sanıp,

Kendisini kandırır.
Ama hakikati asla gizleyemez…

Doğru tektir, yalan çatallıdır…

Kabul edin etmeyin,

Gerçeklerin zamanla ortaya çıkmak gibi güzel bir huyu vardır…